Bir ofis ile ortak çalışma alanı, duvarlarından birbirine zıt şeyler bekler. Ofis; müşterilerin karşısında şirketin kimliğini yansıtan az sayıda, sakin ve güven veren parçalar ister; ortak çalışma alanı ise sürekli değişen bir kitleyi enerjilendirecek ve fotoğraflarda harika görünecek büyük, cesur ve renkli eserler arar. Ancak yöntem aynıdır ve profesyonel dekoratörlerin kullandığı yöntemdir: alanı bölgelere ayırın, dönemi ve stili belirleyin, mevcut unsurlardan yola çıkarak üç renkli bir palet oluşturun, mobilyaların üzerindeki boyut hesabını yapın; ardından tekil resimlere değil, tasarım yönlerine odaklanın. Aşağıdaki beş adım size bu süreci anlatacak ve yan yana değerlendirebileceğiniz, birbirine uyumlu küratörlü sanat eseri sütunlarıyla son bulacaktır.
Bir dekoratör asla sadece 'mekan' için alışveriş yapmaz; bölümlere göre hareket eder. Önce çalışma alanını haritalandırın ve ona bir enerji gradyanı atayın: resepsiyon ve dinlenme alanı cesur, yüksek enerjili parçaları taşırken; odaklanma odaları ve görüntülü görüşme duvarları sakin ve düşük uyarıcı düzeyde kalmalı, toplantı odaları ise bu ikisinin arasında konumlanmalıdır. Ardından şirketi üç sıfatla tanımlayın ve bu sıfatları yansıtan dönemi seçin: 19. yüzyıl miras ve kalıcılığı simgeler, Modern tarz yerleşiklik ve özgüven mesajı verir, Çağdaş ise yenilikçiliği temsil eder. Tek bir sanat eserine bakmadan önce dönemi ve stili belirleyin; böylece sonrasında göreceğiniz her şey şimdiden o bütünün bir parçası olacaktır.
İki profesyonel dokunuş: yankılamak - parçanın mekana özel üretilmiş gibi görünmesini sağlamak amacıyla çalışma alanındaki masalarda, halıda ve mobilyalarda mevcut olan iki rengi tekrarlamak - veya vurgulamak: sanat eserinin, mekanda eksik olan o tek rengi, çoğunlukla şirketin marka rengini getirmesine izin vermek.
60-30-10 kuralını düşünün: oda %60'lık baskın ve %30'luk ikincil alanı oluşturur; sanat eseri ise genellikle kalan %10'u tamamlar, bu sayede çevresindeki her şeyden daha cesur olmasında bir sakınca yoktur.
Masa etraflarında güven ve konsantrasyonun renkleri olan mavi ve yeşil tonlarına yer verilmeli; günde sekiz saat bu renklere maruz kalan gözler için doygunluk orta seviyede tutulmalıdır. Enerjik sarıları, mercanları ve turkuazları ortak çalışma kafesi ile dinlenme alanı için saklayın; agresif kırmızılardan ise çalışma alanlarını uzak tutun.
Bu adım zevkle değil, matematikle ilgilidir. Bir masa, konsol veya tezgah üzerindeki parça, mobilyanın genişliğinin üçte ikisi ile dörtte üçünü kaplamalı; merkezi yerden 145-152 cm yükseklikte (galeri hizasında) asılmalı ve mobilya ile arasında 15-25 cm'lik bir boşluk bırakmalıdır. Küçük boyutlu sanat eseri seçimi, dekorasyondaki en yaygın hatadır; bu nedenle iki boyut arasında tereddüt ettiğinizde büyük olanı tercih edin; bu kılavuz, çok küçük bir satın alma yapmanızı imkansız kılacaktır.
Tek bir uzun ızgara yapısı, her sanat eserinin bir diğeriyle rekabet etmesini sağlar. Bir dekoratör resimleri değil, yönelimleri karşılaştırır. Siz bir bakış açısı seçersiniz; asistan ise çalışma alanınızın brief'ine yönelik bilinçli yorumlar olarak eşleşen sanat eserlerini yan yana sütunlar halinde düzenler; böylece tek bir parçaya kapılmadan önce tüm yönelimleri eleyebilirsiniz.
Şu an odak noktasını seçiyorsunuz; bir müşterinin girişte gördüğü, bir iş arkadaşının gün boyu yüzleştiği veya kameranın her görüşmede kadraja aldığı o ana parça. Tek bir odak duvarı bir ofisi mühürler; geri kalan her şey ise onu destekler. Bu yüzden bütçenizi dengeli dağıtmayın: Bütçenin yarısını iki veya üç odak duvara ayırın, koridorlar ve kimsenin vakit geçirmediği açık alanlar içinse kaliteli reprodüksiyonlar kullanın. Duvarların en az üçte birini ise boş bırakın; boş bir duvar israf edilmiş bir alan değil, sanatı görünür kılan unsurdur.