Biçimlendirici Yıllar ve Sanatsal Eğitim
Birleşik Krallık'ın Bradford şehrinde dünyaya gelen David Hockney, beş çocuklu bir ailenin içinde büyüdü. Babası Kenneth Hockney, bir muhasebe kâtibi olarak çalışmakta ve İkinci Dünya Savaşı sırasında vicdani retçi olarak görev yapmaktaydı; annesi Laura ise bir Metodist ve katı bir vejetaryendi. Sanatçının ilk yılları, tuğla fabrikaları ve hareketli pazar yerleriyle karakterize edilen Yorkshire'ın endüstriyel manzarası içinde geçti.
Resmi eğitimi 1953 ile 1957 yılları arasında Bradford Sanat Okulu'nda başladı; bu dönemde yaşamdan çizim yapmaya ve portre üzerine yoğunlaştı. Daha sonra Londra'ya giderek Royal College of Art'ta eğitim görmeye başladı ve 1962 yılında Altın Madalya derecesiyle mezun oldu. Royal College of Art'ta geçirdiği süre boyunca Pop Art hareketiyle yakın bir bağ kurdu.
Los Angeles'a Geçiş ve Evrimleşen Medyalar
1964 yılında Hockney'nin Los Angeles'a taşınması, renk ve ışığı kullanma biçimini kökten değiştiren bir dönüm noktası oldu. Yüzme havuzlarını konu alan tablolarıyla tanınan sanatçı, akrilik medyumunu kullanarak canlı renkleri ve suyun hareketini yakalamada ustalaştı. Bu döneme ait eserleri, banliyö yaşamının geometrisini ve ışığın yüzeylere çarpış biçimini derinlemesine keşfetti.
Kariyeri boyunca Hockney, çok çeşitli medyalarda çalışmalar yürütti:
Teknik yaklaşımı arasında ters perspektif ve camera lucida kullanımı yer aldı. Sanatçının ilerleyen yıllarda ise manzaraları yeniden hayal etmek ve değişen ışığı yakalamak için iPad'ler ve çeşitli yazılımlar gibi dijital araçlardan yararlandığı görülmektedir.