Bir ruh hali seçin ve oda buna yanıt versin; ışık soğur veya ısınır, ortamın ritmi değişir ve karanlığın içinden sadece o duyguyu taşıyan eserler öne çıkar. Geri kalan her şey gölgelere çekilir.
Atölyedeki Asi: Jean Paul Gaultier'ın Dünyası 24 Nisan 1952'de Paris'in Arcueil banliyösünde dünyaya gelen Jean Paul Gaultier, köklü moda evlerinin mirasçısı olarak değil, bir terzi olan annesinin pratik sanatıyla yoğrulmuş bir dünyadan yükseldi. Bu erken dönem deneyimi, yüksek modanın seçkin salonlarının rafine havasına değil; kumaşın, kesimin ve dikimin somut gerçekliğine dairydi; bu temel, onun ikonoklastik yaklaşımı için hayati bir
önem taşıyacaktı. Çocukluğunda prensesler veya zarif elbiseler çizmedi; aksine, hayal gücü sokakların büyüsüne, alışılmadık güzelliğin ham enerjisine kapılmıştı. Bu biçimlendirici dönem, ona giysi yapımına dair derin bir anlayışın yanı sıra yerleşik normlara meydan okuma arzusunu da aşıladı. Gaultier'nin ilham kaynakları büyüleyici bir çeşitlilikteydi; Pierre Cardin ve Jean Patou'nun sınırları zorlayan tasarımlarına hayranlık duyarken…