Bir ruh hali seçin ve oda buna yanıt versin; ışık soğur veya ısınır, ortamın ritmi değişir ve karanlığın içinden sadece o duyguyu taşıyan eserler öne çıkar. Geri kalan her şey gölgelere çekilir.
Çelikle Yoğrulmuş, Işıkla Boyanmış Bir Hayat Arthur Lismer’in hikayesi, olağanüstü bir dönüşümün öyküsüdür; İngiltere'nin Sheffield kentindeki o kirli sanayi merkezinden, kendine has bir Kanada sanatsal kimliğini tanımlayan kilit bir figüre uzanan bir yolculuktur. 1885 yılında doğan sanatçının erken yaşamı, işçi sınıfı varoluşunun gerçekleriyle yoğrulmuştu; fabrikalar ve dumanlarla dolu bu dünya, belki de farkında olmadan içinde doğanı
n bozulmamış güzelliğine karşı ömru boyu sürecek bir özlemi besledi. On üç yaşında bir foto-gravür şirketinde başladığı çıraklık dönemi sadece bir zanaat öğrenme süreci değildi; görsel dile bir dalış, daha sonra sanatsal keşiflerinin temelini oluşturacak becerileri geliştirme süreciydi. Sheffield Sanat Okulu'ndaki akşam dersleri ona resmi eğitim sağlarken, çevresine dair yaptığı eskizler ve gözlemlerle zaten filizlenmekte olan yeteneği…